Milli Savunma Üniversitesi - Nizamiye


    Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın
    Milli Savunma Üniversitesi Kara Astsubay Meslek Yüksek Okulu Mezuniyet Töreni Konuşması (25 Kasım 2017)


    Balıkesir Astsubay Meslek Yüksek Okulu mezuniyet töreninde bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yeniden yapılandırılan Kara Astsubay Meslek Yüksekokulunun ilk mezunlarını verdiğini söyledi ve tüm askerî okulları Millî Savunma Üniversitesi’nin bünyesinde bir araya getirdiklerini kaydetti.

     
    “HİÇBİR ZAFİYETE MAHAL VERMEDEN REFORM SÜRECİ BAŞARIYLA TAMAMLANDI”
     
    Tüm askerî okulların aynı çatı altında toplanması düşüncesinin, eskiden beri var olduğunu, çeşitli sebeplerle bir türlü hayata geçirilemeyen bu reformun 15 Temmuz’un ardından süratle hayata geçirildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, askerî eğitimde yeni bir dönem başlattıklarını belirterek, “Ekim ayında özel kuvvetlerde görev yapacak 155 teğmenimizi ve 168 astsubayımızı mezun etmiştik. Perşembe günü Ankara’da 855 teğmenimizin mezuniyet sevincini paylaştık, bugün ise 1518 astsubayımızın mezuniyeti vesilesiyle sizlerle bir aradayız. Yeni bir anlayışla ele aldığımız kurmaylık eğitimini de 23 Ekim’de başlattık. 15 Temmuz darbe girişimi öncesi askerî okullarımızda 10 bin 328 öğrencimiz eğitim görüyordu. Şu anda askerî okullarımızda eğitim gören öğrenci sayısı 10 bin 348’tir. Dolayısıyla, hiçbir boşluğa ve zafiyete mahal vermeyecek şekilde bu reform süreci başarıyla tamamlanmıştır” şeklinde konuştu.
     
    Her fırsatta binlerce yıla sâri medeniyet birikimine, devlet geleneğine ve kültürüne atıfta bulunarak, maziden atiye bir köprü kurmaya çalıştıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçmişini bilmeyenin geleceğini göremeyeceği inancıyla, ecdadımıza, tarihimize, kültürümüze sahip çıkıyoruz. 1909 yılında, astsubay okullarının ilk nüvesi olan Küçük Zabit Mektepleri açılmasına karar verildiğinde 7 bölgede faaliyet gösterilmesi kararlaştırılmıştı. Bu bölgeler İstanbul, Konya, Selanik, Erzincan, Halep, Bağdat ve Yemen’di. Dikkat ederseniz, sadece bir asır öncesinden bahsediyor olmamıza rağmen, bu 7 bölgenin 4’ünün bugünkü sınırlarımızın dışında kaldığını görürsünüz.”
     
    “BU COĞRAFYALARIN HEPSİ DE CANIMIZDAN BİRER PARÇADIR”
     
    Bu tarihî hakikatleri bilmeden, Suriye, Irak, Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Asya politikası oluşturulamayacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu coğrafyaların hiçbirinin sıradan yerlerden bir yer olmadığını, hepsinin de canımızdan birer parça olduğunu vurguladı.
     
    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemizde yaşanan hadiseler sebebiyle, birilerinin çıkarları güçleniyor veya zayıflıyor olabilir; ama bizim canımız yanıyor. Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal’in ifadesiyle, Misakı Millîyi bir kenara atabilir misiniz, soruyorum sizlere. Orada bizim şehitlerimizin kanı var, canı var. Öyleyse bizim de hem aklımız, hem ruhumuz var; bunu unutmayalım” dedi.
     
    Geçmişte bu astsubay okulunun bir benzerinin olduğu yerler harap olurken, oralarda yaşayan kardeşlerimiz zulüm görürken, onlara sırtımızı dönüp kendi işimize bakamayacağımızı vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan “Fırat Kalkanı Harekâtının ne olduğunu acaba anlayabiliyor muyuz? Şu anda 2 bin kilometrekarelik alanda niye olduğumuzu anlayabiliyor muyuz? Evet, bizim oralara yönelik hassasiyetimizin altında işte bu tarihî gerçekler yatıyor” şeklinde konuştu.
     
    “OLUK OLUK AKAN MÜSLÜMAN KANINI DURDURMAK BOYNUMUZUN BORCU”
     
    Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında Soçi’de gerçekleştirilen zirveye değindi. Söz konusu zirvenin Suriye konusunda, insani trajedileri önlemeye ve bölgenin geleceğini mümkün olan en adil şartlarda oluşturmaya yönelik çabaların bir ürünü olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir terör örgütü eliyle ve bu örgüt bahane edilerek yerle yeksan edilen medeniyetimizin kadim şehirlerindeki yıkımları durdurmak, oluk oluk akan Müslüman kanını engellemek için elimizden geleni yapmak boynumuzun borcudur. İşte buyurun, dün Cuma namazında Mısır’da DEAŞ terör örgütünün namazda yaptığı katliam. 250’yi aşkın Müslüman orada şehit edildi. Bunlara nasıl Müslüman deriz. Bunlar katil, bunların İslam’la yakından uzaktan alakası yok. Bu gerçekleri bilmemiz lazım” şeklinde konuştu.
     
    Bölgede yeni terör oluşumlarının ortaya çıkmasını engellemek için bu hamlelerin yapılması gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizden, gözümüzün içine bakıla bakıla, 911 kilometre Suriye sınırı, 350 kilometre Irak sınırlarımız boyunca bir terör koridoru oluşturulurken, kenara çekilip beklememizi isteyenler olabilir. Onların ne istedikleri değil, bizim ülke ve millet olarak ne istediğimiz önemlidir. Bunlarla ilgili kararı birileri bizim adımıza veremez. Bu kararı biz veririz” ifadelerini kullandı.
     
    Türkiye’nin, Soçi Zirvesi başta olmak üzere, bölgeyle ilgili tasarruflarını, bu anlayışla yürütmekte olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maruz kaldığımız çok yönlü saldırıların, bizi oyundan çıkartıp yedek kulübesine bile değil, sahanın tamamen dışına atmaya matuf hamleler olduğunun farkındayız. Varsın onlar kendi hesaplarını yapsınlar. Biz, ülkemize güvenimizle, milletimizin desteğiyle, ordumuzun gücüyle bu oyunu, kendimiz ve kardeşlerimiz için en hayırlı neticeye ulaştıracak şekilde yönlendirmekte kararlıyız” dedi.
     
    “TÜRKİYE, GEÇTİĞİMİZ 15 YILDA GÜÇLÜ BİR EKONOMİ YOLUNDA ÇOK BÜYÜK MESAFE KATETTİ”
     
    Bugünkü Türkiye’yi, 15-20 yıl öncesinin Türkiye’si ile karıştıranların, eninde sonunda bu gerçeği kabul edeceğini ve ona göre kendilerine çeki-düzen vereceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşanan her hadisenin Türkiye’nin güçlü olmaya mecbur olduğunu bir kez daha gösterdiğini belirtti.
     
    Siyasette, diplomaside, uluslararası ilişkilerde güçlü olmak zorunluluğuna vurgu yapan ve geçmişte en çok kaybedilen alanların bunlar olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçmişte bize hep ‘savaş alanlarında kazanıp masa başında kaybeden bir ülke’ olduğumuz söylendi. Bunun doğru olmadığını biliyoruz; ama artık, kimsenin aklına böyle bir ihtimali dahi getirememesini sağlamakla da mükellefiz” şeklinde konuştu.
     
    Uluslararası siyasette güçlü olmanın yolunun, güçlü bir ekonomiye ve yüksek teknolojinin imkânlarıyla desteklenmiş güçlü bir orduya sahip olmaktan geçtiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, geçen 15 yılda güçlü bir ekonomi yolunda çok büyük mesafe katettiğini belirtti.
     
    “ORDUMUZ, TARİH BOYUNCA GURUR DUYDUĞUMUZ EN KIYMETLİ VARLIĞIMIZDIR”
     
    Millî gelirin 3 kat artırılarak, Cumhuriyet tarihinin tamamında yapılan eğitim, sağlık, ulaştırma, enerji, konut ve diğer altyapı yatırımlarından katbekat fazlasını gerçekleştirdiklerini ve ülkeyi önemli bir yere getirdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni hedefin Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri yapmak olduğunu vurguladı.
     
    Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında ordunun, tarih boyunca gurur duyulan en değerli, en kıymetli varlığımız olduğunu ifade ederek, geçmişte, darbe, cunta ve vesayet gölgesi sebebiyle ordunun çok yıprandığını, zaman zaman siyasi tartışmaların tarafı veya hedefi hâline getirildiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda orduyu yönetenlerin sorumluluğu yanında, onlara bu vasatı sağlayanların ihmalinin de sorgulanması gerektiğini söyledi.
     
    “DARBECİLERE DİRENEN TÜM ASKERLERİMİZE TEŞEKKÜR EDİYORUM”
     
    15 Temmuz’un, ülkenin yöneticilerinin ve milletin dik durduğunda, darbecilerin, cuntacıların ne kadar aciz, ne kadar çaresiz olabildiklerini gösteren en çarpıcı örnek olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Türk Silahlı Kuvvetlerini, 40 yıllık ince ve sinsi bir planla ele geçirmeye çalışan ihanet şebekesini, milletimizle birlikte bir gecede başarısızlığa uğrattık. Bu neticeyi elde etmemizde, FETÖ ihanet çetesine mensup olmayan subaylarımızın, askerlerimizin gösterdiği sağduyu ve ferasetin çok önemli rolü olduğunu biliyorum. Aynı şekilde polislerimizin, güvenlik güçlerimizin çok önemli rolü olduğunu biliyorum. Pek çok yerde, şehadeti göze alıp darbecilere fiilen karşı koyarak, ele geçirilen emir-komuta mekanizmalarından gelen talimatlara uymayarak darbecilere direnen tüm subaylarımıza, tüm askerlerimize buradan şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Ömer Halisdemir ve Bülent Aydın astsubayımız başta olmak üzere, bu mücadelede şehit olan tüm askerlerimize, tüm vatandaşlarımıza Rabbim’den rahmet niyaz ediyorum. Yerleri cennet olsun inşallah. Yaralanıp gazilik sıfatına erişen tüm askerlerimize, vatandaşlarımıza sağlık ve esenlik diliyorum.”
     
    “SAVUNMA SANAYİNDE BÜYÜK HAMLELER YAPMAMIZ GEREKEN BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ”
     
    Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında uluslararası siyasette, ekonomide ve savunma sanayinde çok daha büyük hamleler yapılması gereken bir dönemden geçildiğini, Türkiye’nin potansiyelinin çok büyük, hedeflerinin çok iddialı olduğunu, dolayısıyla sadece mevcudu korumakla arzulanan yerlere gelinemeyeceğini belirtti.
     
    Bu yüzden her alanda, kimin ne dediğine bakmaksızın sürekli ileriye doğru adımlar atacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın en güçlü ekonomilerinden birine, dünyanın en güçlü ordularından birine sahip olmadan, bize durmak, dinlenmek yok” şeklinde konuştu.
     
    Ecdadın ülkemizi bize, dönemin en kudretli güçlerini yene yene, toprakları kanıyla yoğura yoğura vatan olarak miras bıraktığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan “Biz de bu vatan topraklarını alın terimizle ve elbette gerektiğinde kanımızla yoğurarak torunlarımıza emanet edeceğiz” dedi.
     
    “ACI VE GÖZYAŞI ÜZERİNE KURULAN ZULÜM DÜZENLERİ KALICI OLAMAZ”
     
    Cumhurbaşkanı Erdoğan dünyanın, haklı olmanın tek başına yetmediği, hakkını alabilmek için güçlü olmanın da gerektiği bir düzenle yönetildiğini vurgulayarak konuşmasına söyle devam etti: “Orman kanunları, sadece hiçbir otoritenin olmadığı ücra köşelerde değil, güç zehirlenmesine uğramış kurumların, devletlerin bulunduğu yerlerde de geçerli olabiliyor. Mağdurların ve mazlumların gözyaşları, acıları, feryatları üzerinde kurulan zulüm düzenlerinin hiçbir zaman kalıcı olmadığını biliyoruz. Ancak, her şey harap olduktan, insanlık bir daha kapatamayacağı yaralar aldıktan sonra gelen adaleti, adalet olarak kabul etmek mümkün değildir.”
     
    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şayet dostlarımıza, kardeşlerimize, kalbini ve ellerini bize açmış herkese yardım edeceksek, evvela kendimizi derleyip toparlamalıyız. Milletinin birliğini, ülkesinin bütünlüğünü sağlamayan bir devletin, bırakın başkalarına kendisine faydası olmaz. İşte çevremizde bunun pek çok örneğini görüyoruz” dedi.
     
    Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’nin birliğine, beraberliğine, kardeşliğine yönelik her saldırının, bu iklimi bozmaya yönelik her sözün, her tutum, her adımın doğrudan bizi can evimizden vurmayı hedeflediğini belirterek “Ha ülkemizin ortasına bir atom bombası atmışsınız, ha milletimizin birliğine, beraberliğine yönelik bir fitneyi ateşlemişsiniz… Bizim gözümüzde ikisinin arasında fark yoktur” ifadelerini kullandı.
     
    Cumhurbaşkanı Erdoğan Türk milletinin bir meseleyi topyekûn sahiplendiği durumda, onun önünde kimse duramayacağını belirterek, “Bu millet, söz konusu vatanı, söz konusu ezanı ve bayrağı olduğu, özgürlüğüne kast edildiği zaman, İstiklal Marşımızda ifade edildiği gibi, kükremiş sel gibi, bendini çiğner aşar, dağları yırtar, enginlere sığmaz olur” dedi.
     
    “TÜRKİYE, KARDEŞ MISIR HALKININ YANINDADIR”
     
    Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının sonunda Mısır’da DEAŞ terör örgütünce düzenlenen terör eyleminden duyduğu derin üzüntüyü dile getirerek, “Kalleş saldırıda şehit olan tüm kardeşlerime Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar temenni ediyorum. Mübarek Cuma günü ibadetlerini yerine getiren kardeşlerimizi hedef alan bu kalleş saldırı, DEAŞ terörünün insanlık dışı, İslam dışı yüzünü bir kez daha göstermiştir. Türkiye, kardeş Mısır halkının yanındadır, acısını paylaşmaktadır” ifadelerini kullandı.